Avrupa Kürt Demokratik Halk Meclisleri

AVRUPA KÜRT DEMOKRATİK HALK MECLİSLERİ

DEVLET VE DEMOKRASİ

Devlet, tarihte ve günümüzde en çok kullanılan kavramdır. Fakat en az tanınan ve tanımlanan kavramdır da. Tarihi olduğu kadar günümüzü çözmek ve krizli toplum halini aşmak için devleti doğru tanımlamak, yorumlamak halen en temel sorun özelliğini korumaktadır. Devleti iktidar bağlamında tanımlamak, tarihsel ve güncel rolü açısından en doğru tanımdır.
Binlerce yıldır tanrı kral, tanrı gölge ve tanrının kendisi gibi benimsetilen devlet denilen hiyerarşik olgunun, özünde savaşçı iktidar gücünü gizlediği, sömürü, baskı ve şiddetin kaynağını teşkil ettiği anlaşıldıkça, tecridi günbegün gelişmekte, halkların ondan kopuşu da giderek derinleşmektedir. Bugün yaşanan, ne sermayenin küresel hegemonyasının ifadesi olan tekelci yapılanma ve kurumlar ne de buna karşı yerel iktidar adacıklarını korumaya dayalı tutucu kapalı yapılanmların, halkların ihtiyaç ve beklentilerine yanıt olamadığı gerçeğidir. İster din adına ister milliyet adına ister cins adına isterse teknik ve bilim adına olsun, tüm hiyerarşik, özünde belli bir grubun tek yanlı çıkar ve sömürüsünü ifade eden anlayış ve kurumlaşmalar, iflas etmişlerdir.
Bir kere ekonomik olarak yaşanan, devasa işsizlik durumudur. Yapısal bir karakteri olan işsizlik, birçok olumsuzluğun yanında, özünde toplumsal olmaktan çıkma durumudur. Bir nevi toplumun iflas ettirilmesidir. Diğer yandan müthiş üretim teknikleriyle arz fazlası emilememektedir. Sorun kıtlık değil, tersidir. Bir yandan kıtlıktan beter açlık yaşayan muazzam bir nüfus, diğer yandan dağ gibi yığılmış arz fazlası her şey.
Yine kanser gibi büyüyen şehirleşmeler söz konusudur. Kaos şehirde daha yoğun yaşanmaktadır. Alım satım konusu olmayan hiçbir değer kalmamıştır. Kutsallık, tarih, kültür, doğa, her şey metalaşıyor. Bu gerçeklik de toplumsal kanserleşmedir.
Yanısıra çevre kirlenmesi, tahribi hadsafhadadır. Sera etkisi, ozon delinmesi, suların ve havanın kirlenmesi, türlerin aşırı yok olması birer simgedir. Asıl ekolojik bir olgu olan toplumla doğa arası ilişkinin bir uçuruma dönüşmesidir. Bir an önce bu uçurum kapatılmazsa, sonuç toplumsal dinozorlaşmadır. Nüfus patlamasını da sistemin genel çelisik yapısının bir sonucu olarak görmek gerekir.