Meclis Örgütlenmesine İlişkin

MECLİS ÖRGÜTLENMESİNE İLİŞKİN

Önderliğimizin geliştirdiği demokratik konfederalizm sistemiyle birlikte tabandan örgütlenme, doğrudan demokrasi ve halkın kendi iradesiyle örgütlenmesi ve sistemini yaratmasını daha derinlikli tartışmaya başladık. Bunun için gerekli ideolojik perspektifi savunmalarında Önderliğimiz çok ayrıntılı ortaya koydu. Demokratik konfederalizm sistemini demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü toplum paradigmasına dayalı olarak nasıl örgütleyeceğimizi, toplumsal yaşamın her alanında nasıl oluşturacağımızı yoğun tartıştık. Bu konuda her alanda olmasa da bir giriş, örgütlenmenin ilk adımlarını atma durumu oldu. Ancak perspektif ve örgütleme imkanları olmasına rağmen, hem demokratik sistemin derinliğine toplum içerisinde kuruluşunda hem de örgütlenme ayaklarının içinin doldurularak işlevsel kılınmasında Önderlik perspektifine denk bir pratikleşme düzeyini yaratamadık. Bunda hem sistemin özünü tam anlamama hem de kadronun geri planda kalma kaygısına dayalı yanlış anlayışları etkili oldu. Kürdistan’a egemen devletlerin sürekli bir baskı ve halk örgütlenmemizi engellemeye yönelik saldırıları demokratik konfederal sistemimizin inşasında çok fazla belirleyici bir role sahip değildir. Asıl engel kadroların paradigmayı, konfederal sistemi anlama sorunları, klasik örgütlenme ve çalışma tarzını aşamamasıdır. Önderliğimiz toplumsal inşa ve demokratik sistemin örgütlenmesini mücadele ile birlikte, çözümü beklemeden iç içe yürütmeyi esas almasına rağmen, kadrodaki reel sosyalizmin etkisi sistemin inşasını çözüm sonrasına bırakma eğilimini objektif bir durum haline getirmiş ve sistemin inşasını zamana yayma, öncelikli bir çalışma olarak ele almamaya götürmüştür. Hem zihniyet sorunlarımız hem de reel sosyalizmin üzerimizdeki etkisi toplumsal örgütlenme ve sistemini günlük olarak inşa etmeyi mücadelenin süreklileşen bir parçası, temel halkası olarak görememeyi beraberinde getirmiştir. Diğer bir etken de kadronun yıllardır halk içinde belirleyici olması, merkeziyetçi, kadroya dayalı çalışma tarzının aşılmaması, yetkinin, çalışmalardaki belirleyiciliğin halka geçmesinden duyduğu kaygı, öncülük görevlerinin nasıl pratikleştirileceği konusunda yaşadığı muğlaklık da önemli bir engel teşkil etmiştir. Artık şu çok açık ortaya çıkmıştır ki, biz demokratik konfederalizm sistemini toplumun en küçük hücresine kadar örgütlemez, halkı sistemin inşasında belirleyici pozisyona getirmezsek mücadelemizi süreklileştirmemiz, demokratik özerk Kürdistan’ı içinde bulunduğumuz anda gerçekleştirmemiz mümkün olamaz. Paradigmamızın veya sistemimizin özü de devlete rağmen, toplumsal sistemini kendi iradesiyle, öz imkanlarıyla yaratmak değil midir? Sistemimizi kurmamız için Kürt sorununun kalıcı bir çözümünü beklemeye ihtiyacımız var mıdır? Demokratik sistemimizi kurmak, halk irademizi, kurumlaşmalarımızı –siyasi, toplumsal, ekonomik, savunma- yaratmak, her türlü toplumsal sorunumuzu bunlar üzerinden çözümlemek çözümün özünü oluşturmuyor mu? Beklenen veya mücadelesini verdiğimiz Kürt sorununun demokratik çözümü gerçekleştiğinde demokratik sistemimizi inşa etmemişsek çözüm için öngördüklerimizi nasıl hayata geçireceğiz? Demek ki, Önderliğimizin de dediği gibi, demokratik sistemimizi bugün inşa etmek, devlete veya farklı bir iktidarcı güce ihtiyaç duymadan halkımızın kendi kendini yönetebileceği bir toplumsal örgütlülüğü sağlaması en temel güncel görevimizdir. Aksi durumda mevcut haliyle demokratik sistemimizin inşasında ciddi bir ilerleme sağlamamız mümkün olmayacaktır. Çünkü demokratik toplum sisteminin temel ayağı olan meclis örgütlenmemizde ciddi zayıflıklar söz konusudur. Bunların aşılması için özellikle meclis örgütlenmelerine giriş yapan alanlarımızda mevcut örgütlenme düzeyinin gözden geçirilmesi ve eksikliklerin aşılması, anlayıştaki yanılgı ve muğlaklıkların giderilerek demokratik sistemimizin inşasının toplumun en ücra köşesine kadar ulaşılarak tamamlanması önem taşımaktadır. Bunun için her alanın meclis örgütlenmelerinden başlayarak demokratik sistemin inşasının neresinde olduğunu yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir. Bu en çok da kadın hareketimiz ve alan örgütlerimiz için gereklidir. Eksik, yanlış, yanılgılı anlayış ve yaklaşımlarımızı aşarak Önderliğimizin demokratik toplum inşası perspektifine denk örgütlenmemizi geliştirmek için yeni bir tartışma ve çalışma tarzını bu konuda geliştirmek gereklidir.