KON-MED 1 EYLÜL BARIŞ MESAJI

Barış hemen şimdi, amasız, fakatsız hemen.

Bundan tam 81 yıl önce Nazi Almanyasının Polonya’yı işgal etmesi ile birlikte o zamana kadar Naziler buna cesaret edemezler diyen bir çok devlet ve insan büyük bir şok yaşamıştı. 6 yıl boyunca Avrupa’yı yakan ve yıkan faşizm bizlere gösterdi ki barış ve onun için verilen mücadele en kıymetli şeydir. Bugün yine yükselen bir faşizm dalgası her yerden dünya halklarını sarıyor.

Özelde Kürt halkı, genelde tüm Orta Doğu halkları bitmeyen, sonu gelmeyen savaşların, çatışmaların içinde acılar çekiyor, ölüyor, kadınlara tecavüz ediliyor, çocuklar geleceksiz bırakılıyor. Özellikle sayın Öcalan’ın formülüze ettiği ve özverisi ile inşa ettiği barış süreci ve İmrali görüşmeleri masası hükümet tarafından devrildikten ve Erdoğan rejimi baskı, talan ve hırsızlık düzenini devam ettirmek için özellikle 90´larda işledikleri insanlık ve savaş suçları ile bilinen devlet içindeki klikler ve MHP ile koalisyon yaptıktan sonra görülüyor ki Kürdistan’da ve Türkiye’de barış şu an için uzak bir ihtimal. 2015 yılından beri Türk baskıcı ırkçı ve faşist rejimi, mütemadiyen Kürt halkına, sadece resmi sömürge alanları olan kuzey Kürdistan’da değil, Rojava’da, Güney Kürdistan’da ve hatta Avrupa’da dahi yaşayan Kürtlere ve diğer halklara sistematik bir saldırı içinde. Kuzey Kürdistan’da demokratik siyaset olanakları siyasi soykırım operasyonları ile yok edilmek istendiği gibi, halkların iradesi Kayyumlar ile, abuk subuk herşeyi tek bir merkeze, Saray’a, bağlayan yasalar ile yok ediliyor, milletvekilleri, belediye eş başkanları ve diğer seçilmişler tutuklanıyor. En ufak hak ve barış talebi büyük bir saldırı ile engellenmeye çalışılıyor. Hatta bügun pandemi koşullarında bile insanların sağlıklı yaşama hakları bile ellerinden alınmış durumda. Hergün barış umudunu daha da azaltan bu uygulamalar, saldırılar, tecavüzler, cinayetler ve tutuklamalar dahi Türkiye ve Kürdistan halklarının barış umudunu söndürmeye yetmiyor. Türk faşist savaş makinesi Güney Kürdistan’da ve Rojava’da hergün işgal ve yok ediş saldırılarına ara vermeden bir yenisini ekleyerek bir çok masum insanın, insanımızın kanına giriyor. Teknolojisini Almanya gibi dünya ulus devletlerinin sağladığı silahli insansız uçaklar ile bir çok Kürt köylüsü ve halkını DAİŞ çetelerine karşı korumak için örgütlenen savunma birimlerine saldırıyor. binlerce kadın, çocuk ve erkeğin canını alıyor, sakat bırakıyor ya da göçe zorluyor. Yine Türk devletine bağlı cihatçı çeteler ve Türk ordusu birlikte işgal hareketini hergün bir adım öteye taşıyor. Halkın yiyecek buğdayı dahi bu çeteler ve ordu mensupları tarafından çalınıyor, kadınlar ve çocuklar sistematik bir şekilde, DAİŞ yöntemleri ile kaçırılıyor, tecavüz ediliyor ve öldürülüyor.

Kısaca Türk faşist dikta rejimi iktidarda kalmak, var olan ve hergün derinleşen ekonomik krizi örtmek için barışı hiçe sayıyor ve Kürt öldürerek yerini ve sistemini muhafaza etmeye çalışıyor. Pek tabiki Türk faşist rejimi bu saldırıları kapitalist modernitenin desteği ve izni ile yapıyor. Almanya’nın artan silah ticareti, Amerikanın Rojava’daki saldırı izni, Güney Kürdistan yönetimini Türkiyenin eksenine terk edişi ve bu yönetimin halkına ihaneti, Rusya ile olan pazarlıklar hep bu açıdan görülebilir. İşte bu alçakça saldırının boşa çıkarılması için kürt halk önderi A. Öcalan tarafından formüle edilen demokratik modernite ve onun getireceği toplumsal barışa dört elle sarılmak gerekiyor. Halkların önderi A. Öcalan bize onurlu bir barışın, birlikte yaşamanın, kadın özgürlüğünün, doğa talanının bir an önce son bulması için yolu gösteriyor. onurlu bir barış için Halkların önderi Öcalan ile olan Dialogu tekrar başlatması, artık bir insanlık suçu olarak da adlandırılan mutlak tecrite son vererek bir an önce barışa giden ve Dolmabahçe’de açıklanan yol haritasına Önder Öcalan ile birlikte tekrar dönmesi elzemdir.

Bir an önce Kürt halk önderi A. Öcalan üzerindeki mutlak tecrit kaldırılmalıdır ve onunla olan dialog tekrar başlatılmalıdır. Barışın, onurlu bir barışın yegane yolu budur. Bizlere Kürdistan ve Türkiye’de yaşayan halklara düşen de TC devletini buna mecbur edecek toplumsal hareketi sağlamak bize düşen en önemli görevdir. Barış için hiç durmadan çalışmak her yurtseverin görevidir.

KON-MED olarak çağrımız! Bıkmadan usanmadan tekrar etmeliyiz, barış hayatın en elzem damarıdır onun için,

‘’BARIŞ HEMEN ŞİMDİ’’
‘’Savaşa karşı barış, tecrİte karşı özgürlük’’

Almanya’nın bir çok merkezinde 1 Eylül dünya barış günü vesilesiyle, başta Kürt toplum Merkezlerimizin ve dostların organize ettiği etkinliklere güçlü katılmaya çağırıyoruz.
Selam ve saygılarımızla

KON-MED (Almanya’daki Kürdistanlı Toplumlar Konfederasyonu)
Eşbaşkanları 30.08.2020